“Küçük İsmail Efendi, tekrar görüşmek arzusu ile benden ayrıldı. Eczaneden çıkarken arkasından baktım... Beli nükte ve neşe meydanında bükülmüş, ömrünün en mühim kısmını insanların neşeye en çok muhtaç olduğu bir devirde, istibdat devrinde güldürmekle geçirmiş, bu yolda sayısız sanatkârlar yetiştirmiş, büyük sanat istidatlarını ortaya atmış olan bu değerli insan da artık göçmek üzere... Nitekim birkaç sene sonra toprak Hamdi gibi, Abdi gibi, Hasan gibi, ötekiler gibi onu da doymak bilmez sinesin ...