“Sırların en büyüğü insanın kendisidir.”
İnsanlık tarihi, aynı zamanda kendi gerçeğini mitleştiren, saklayan ve her çağda yeniden keşfeden bir “ifşa” sürecidir. Bu sürecin en sarsıcı ve
popüler duraklarından biri hiç şüphesiz Oidipus’tur. Babasını öldürüp annesiyle evlenen o “lanetli” kralın hikâyesi, yalnızca Freudyen bir
karmaşa değil; aynı zamanda iktidarın doğasına, yasanın sınırlarına ve insan iradesinin kader karşısındaki çaresizliğine dair devasa bir
laboratuvardır.
...