Köyde internet yok.
Arkadaş yok.
Yapacak hiçbir şey yok.
Ta ki Su Ada, o sabah pencereden bahçeye bakana kadar…
Ninesinin kırmızı pabuçları parıl parıl parlıyordu. Hem de güneş bulutların arkasına saklandığında bile…
Su Ada bir defter buldu, kalemini eline aldı ve işe koyuldu. Cetvelle ölçtü. Bulutlu günü bekledi. Bulduğu her şeyi güneşe tuttu. Hatta pabuçları ayağına bile geçirip zıpladı, koştu, düştü...
Ama parıltının sırrı, hiç beklemediği bir anda, hiç beklemedi ...