“Haklı,” dedi Louis, “rüyalar güneşin altında su gibi buharlaşır.”
Rüyaların kendine özgü bir mantığı vardır, aklın değil çağrışımın izinden giden bir mantık. Düşperestin Yasası’ndaki anlatıcı da henüz on yaşındayken en yakın arkadaşına bir akşam, “Işık sudur” dedikten sonra gerçek ile rüya arasındaki sınır neredeyse tamamen ortadan kalkar: Patlayan bir gece lambası, zemine su gibi yayılan ve her yeri ele geçiren bir ışık... Ve beklenmedik dönemeçlerle dolu, katman katman açılan bir ...