Din, insanlık tarihinin en derin, en sarsıcı ve en uzun soluklu hakikat çağrılarından biridir. O, yalnızca insanın Tanrı ile ilişkisini kurmaz; insanın kendisiyle, toplumla, tabiatla, iktidarla, bilgiyle, ahlakla ve gelenekle ilişkisini de yeniden düzenler. Din, doğduğu anda çoğu zaman bir huzur dili değil, bir uyanış çağrısıdır. Alışılmış olanı sarsar, kutsallaştırılmış kalıpları sorgular, ataların yolunu hakikatin ölçüsü sayan zihniyeti yerinden eder. Bu yüzden her sahih dinî başlangıç, aynı z ...