Gecelerin günleri aç fareler misali kemirdiği soğuk Ankara kışında karanlık, bazı hayatları rahim gibi sarar. Filiz ise bu karanlığın tam ortasında, düşünme hastalığının dipsiz kuyularında gezinir. Gündelikçi olarak gittiği evlerin aşırılıkları içinde ezilirken sığındığı mum ışığında, her gece biraz daha eriyen alevlerin arasında kendine yeni bir hayat kurar.
Onun çevresinde, hayatın yükünü yürekleriyle çekenler de kambur ve kahpe feleğin avucunda birbirlerine çarpa çarpa dolanan bezgin ruh ...