Paul Ricœur'ün felsefi serüvenine eşsiz bir giriş sunan bu eser, otobiyografi türünün sınırlarını aşarak bir düşünürün kendi zihnine tuttuğu berrak bir ayna ve derinlikli bir "kendini anlama" denemesi olarak vücut buluyor. Uzun bir entelektüel yolculuğun izini süren Ricœur, insanın kendini kavramasının hiçbir zaman dolaysız bir şekilde gerçekleşemeyeceğini, bu hakikatin daima işaretlerin, sembollerin ve metinlerin sağladığı dolayımın gölgesinde yeşerdiğini estetik bir üslupla ortaya koyuyor. Ege ...