Roman ile sinema, birbirini çeken ve dönüştüren iki dünya. Biri kelimelerle örülmüş bir
evren kurarken, diğeri o evreni ışık ve gölgeyle perdeye taşır. Peki bu taşınma sürecinde
ne kaybolur, ne kazanılır? Kurgunun özü değişir mi yoksa yalnızca biçimi mi dönüşür?
İsmail Irmacık, bu kitapta edebiyat ile sinemanın ortak dilini araştırıyor. Don Kişot’tan
Dostoyevski’ye, Solaris’ten Leviathan’a uzanan geniş bir coğrafyada roman ve film
arasındaki derin bağı izliyor. Kurmaca, ...