“Şehrin sokaklarından sık sık büyük ve tuhaf kafileler geçerdi; arabacının asil üniforması, ahşabın kıymetli rengi, altın şeritlerle bağlı çelenkler ve nihayetinde faytonu takip eden uçsuz bucaksız kalabalık... Her şey, bu şekilde yolculuk eden şahsiyetin önemini ortaya koyuyordu. Günün birinde öğrendim ki, o parıltılı mekanizmanın içinde seyahat edenler aslında ölülerdi.”
Elsa Morante, Çocukluk Anıları’nda çocukluğunun ülkesine geri dönüyor; ilk heyecanlarını, oyunlarını, korkuların ...