“Bu diyarlarda trenler batıdan doğuya, doğudan batıya gider gelirlerdi...”
1953 kışının dondurucu soğuğunda, Sarı Özek bozkırlarında, bir tutuklu vagonunun demir parmaklıkları ardından bakan Abutalip Kuttıbayev... Suçu; savaşın yorgun bozkırında çocuklarına efsaneler anlatmak, hatıraları kâğıda dökerek mankurtlaşmaya direnmek. Sorgu yargıcı Tansıkbayev’in gözünde ise o, devasa bir çarkın içinde ezilmesi gereken bir pürüz; devleti harlayacak bir avuç yakıt.
Asırlar öncesi ...