“Benim kişiliğim, yapım böyle.”
Belki de en çok bu cümleyle kendimizi tanımlıyor, en çok bu cümleyle vazgeçiyoruz kendimizden. Sanki bir “kişilik”, bir kez şekillenince artık dokunulamaz oluyor; sanki içimizdeki o eski, alışıldık, yorgun örüntüler –güvensizlik, aşırı eleştirellik, herkesi memnun etme çabası, öfke, erteleme– bizim değişmez yazgımızmış gibi davranıyoruz.
Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar, otuz beş yılı aşkın klinik deneyimini bu kitapta bambaşka bir soruya dönüştü ...