Benim adım Mina. Karahindibaları, konserve tonbalığını, kitapları, ricotta peynirini, geceleri parlayan ateşböceklerini ama en çok da ejderhaları severim. Özellikle de ağızlarından çıkan görkemli alevleri… Ejderhalar kolay kolay yenilmez; onlar güçlüdür, korkusuzdur. Belki de bu yüzden kendimi biraz onlara benzetirim.
Uzun bir süre çocuk hastanesinde tedavi gören, kanser hastası bir çocuğun, Mina’nın hikâyesi bu. Ama kesinlikle hüzünlü bir hikâye değil. Son derece ağır ve sarsıcı bir ...